Hürmüz’de kördüğüm

69dd750c67203389c5c3876e.jpg

ASENA YATAĞAN / AYDIN HASAN - ANKARA - ABD ve İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleşen müzakerenin sonuçsuz kalması sonrası ABD dün İran’a yönelik deniz ablukasına başladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM)’un açıkladığı İran’a deniz ablukası dün saat 17.00’de (TSİ) başlarken, söz konusu ablukanın, Basra Körfezi ve Umman Körfezi’ndekiler dahil tüm İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giren veya buradan ayrılan bütün ülkelerin gemilerine karşı “tarafsız şekilde” uygulanacağı vurgulandı.

CENTCOM güçlerinin, Hürmüz Boğazı’ndan geçerek İran dışındaki limanlara giden veya bu limanlardan gelen gemilerin seferlerini ise engellenmeyeceği kaydedildi. CENTCOM, ‘abluka altındaki bölgedeki gemilerin durdurulabileceğini ve ele geçirebileceğini’ aktardı. Amerikan basınına konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı uygulayabilmek için 15’ten fazla savaş gemisini bölgeye konuşlandırdığını açıkladı. İngiltere Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO) de ABD’nin abluka kararı kapsamında İran limanlarını ve kıyı bölgelerini kapsayan deniz erişim kısıtlamalarının yürürlüğe girdiğine ilişkin bildirim aldığını ve bu kısıtlamaların İran’ın tüm kıyı şeridi, limanları ve enerji altyapısını kapsayacak şekilde uygulanacağını duyurdu.

İlginizi Çekebilir

Trump: 34 gemi geçti

ABD Başkanı Donald Trump ise, sürenin dolmasıyla sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Ablukamıza yaklaşırlarsa, uyuşturucu teknelerine yaptığımız sistemle derhal ortadan kaldırılacaklardır. Hızlı ve acımasızca” ifadesini kullanarak ablukanın başlangıcını ilan etti. Trump İran donanmasının büyük kısmının imha edildiğini belirterek sadece küçük saldırı teknelerinin kaldığını, bu teknelerin de ablukaya yaklaşmaları durumunda yok edileceklerini duyurdu. Trump, “Hürmüz Boğazı’ndan pazar günü 34 gemi geçti. İran nükleer silaha sahip olamaz. İran bizi arıyor ve bir anlaşma yapmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.Küba’yı da tehdit eden Trump, “İran meselesini hallettikten sonra Küba’ya uğrayabiliriz” dedi.

İran’dan tehdit

Ablukanın İran’ın Çin gibi müşterilerine petrol satışını durduracağı ve bunun da İran üzerinde baskı oluşturacağı ifade ediliyor. Tahran boğazda Çin gibi dost ülkelere ait bazı gemilerin geçişine izin veriyordu.

İran rejimi ve Devrim Muhafızları’nın abluka kararına karşılık mesajları sert oldu. İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin kararını “yasa dışı bir eylem ve korsanlığın bir işareti” olarak nitelendirirken, “İran’ın Fars (Basra) Körfezi ve Umman Denizi sularındaki limanlarının güvenliği tehdit edilirse bölgedeki hiçbir liman güvende olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

İran Devrim Muhafızları ise, boğaza yaklaşan herhangi bir askeri geminin mevcut ateşkesi ihlal etmiş sayılacağını ve “ciddi şekilde cezalandırılacağını” açıkladı. Pakistan’da ABD ile müzakerelere katılan heyetin başkanı İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, X hesabından yaptığı İngilizce açıklamada “Sözde ‘abluka’ ile birlikte yakında 45 dolarlık benzini bile arar hale geleceksiniz” ifadesini kullandı.

Türkiye 2. görüşme için çalışıyor

CNN’e konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, İran ve ABD arasındaki yapılması beklenen anlaşmada uçurumu kapatmak için çalışan ülkenin Türkiye olduğunu açıkladı. İki ülke arasındaki ikinci tur yüz yüze görüşmelerin perşembe günü İslamabad’da geçekleştirileceği iddia edildi.

‘İki taraf da taviz vermeli’

ASENA YATAĞAN / Ankara - ABD ve İran heyetleri arasında İslamabad’ta yapılan müzakereler sonuçsuz kaldı. Uzmanlar; bundan sonra sürecin diplomatik ve askeri açıdan nasıl gelişeceği konusunda Milliyet’e şu değerlendirmede bulundu:

69dd752367203389c5c38771.jpg


Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: Bu şekilde giderse buradan bir sonuç çıkması mümkün değil. Çünkü ortada gerçek anlamda bir müzakere zemini yok. Bir müzakerenin olabilmesi için iki tarafın da taviz vermeyi baştan kabul etmesi gerekir. Siz sadece kendi isteklerinizi dayatıp karşı tarafın hiçbir şey almadan oturmasını beklerseniz bunun adına müzakere denmez. Yapılan görüşme de aslında ‘bile bile lades’ oldu. Taraflar kendi beklentilerini dayattı, ortak bir zemin oluşmadı. Bu nedenle uzlaşma ihtimali de yok. Bu durumda ABD bombardımanla İran’ı zayıflatıp pes ettirmeyi denemek isteyebilir. Ancak İran’ın mevcut koşullarda pes etmeyeceği de görülüyor. Bu da daha sert ve daha ağır bir süreci beraberinde getirir.

69dd752367203389c5c38773.jpg


‘Güçle sonuç alması zor’

Emekli Tümgeneral Mehmet Okkan: Bu aşamada uzlaşma ihtimali biraz zora girdi. Çünkü iki tarafın da vazgeçemeyeceği bazı konular üzerinde tartışmalar başladı ve bu tartışmalarda sonuç alınamadı, zaten alınamayacağı da belliydi. ABD bu işi güç kullanarak çözme noktasında hareket edecek. İran ise ittifaklar üzerinden, jeopolitik kaldıraçlarla ilerlemeye çalışacak. Özellikle Batı ittifakı içindeki farklı sesleri kullanarak ABD ve İsrail üzerinde etkili olmaya çalışacak. Diğer taraftan ABD ve İsrail de abluka üzerinden giderek Körfez ülkelerinin kendi tarafına yaklaşmasını ve İran’a baskı yapan grubun artmasını sağlamaya çalışacak. ABD’nin bombalaması olabilecek bir şey. ABD ve İsrail, güç kullanmayı bir kaldıraç olarak devreye sokabilir. Bu şekilde hem İran’ı hem de bölge ülkelerini şekillendirmek isteyebilirler. Ancak bunların sonuç alması zor.

‘Uluslararası deniz hukukuna aykırı’

AYDIN HASAN / Ankara - ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD Başkanı Donald Trump’ın kararnamesi doğrultusunda İran limanlarına giriş ve çıkış yapan tüm deniz trafiğine abluka uygulamaya başladı. İran’ın Basra Körfezi, Umman Körfezi ve Hazar Denizi’ne açılan limanları bulunuyor. Hazar bir iç deniz olduğu için deniz ablukası Basra Körfezi ile Umman Körfezi’nde uygulanacak. Uzmanlar, ABD’nin abluka kararını deniz hukuku ve uluslararası güç dengeleri çerçevesinde Milliyet’e şöyle değerlendirdi:

69dd754667203389c5c38777.jpg


■ Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve DEHUKAM Baş Araştırmacısı Prof. Yücel Acer:

“Uluslararası hukuka aykırılığı nedeniyle, ABD’nin bölgede yürüttüğü askeri faaliyetlerinin yasa dışı olduğunu düşünüyorum. İkinci olarak, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde abluka konusunda, özellikle savaş sırasında uygulanan ablukaya ilişkin açık bir düzenleme yoktur. Ancak boğazlardan geçişi düzenler. Burada önemli bir sorun var: ABD ve İran, bu sözleşmeye taraf değildir. Buna rağmen, İran’a giden ya da İran’dan gelen ticaret gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin engellenmesi, ABD açısından yine yasa dışı bir faaliyet olur. Buna destek veren ülkeler açısından da yasa dışıdır... ABD’nin yapabileceği tek meşru faaliyet, kendi ticaret gemilerine yönelik olası saldırıları önlemeye yönelik tedbirler almak olabilir... İran’ın da boğazdan geçiş için doğrudan ücret alma hakkı yoktur. Çünkü boğazlardan geçiş, serbestlik ilkesine dayanır. İran, sadece örneğin seyir güvenliği sağlamak, tehlikeleri bildirmek ya da kılavuzluk hizmeti sunmak gibi durumlarda ücret alabbilir. Yalnızca geçiş hakkı için ücret talep edilemez. Bu durum İran için de, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi diğer kıyıdaş ülkeler için de geçerlidir. Dolayısıyla gemilerin İran’a ücret ödemek zorunda kalması hâlinde geçişlerinin engellenmesi, ABD’nin yetkisinde olan bir uygulama değildir. Böyle bir durumda yapılması gereken, meselenin İran ile diplomatik yollarla çözülmesidir.

Uluslararası deniz ulaşımının serbestliği, yüzyıllardır kabul edilmiş bir ilkedir. Bunu siyasi ya da askeri baskı aracı olarak kullanmak hukuka aykırıdır... 1982 sözleşmesi, boğazlardan geçiş için ‘transit geçiş hakkını’ düzenler ve bu hak esasen kesintisizdir.”

69dd754767203389c5c38779.jpg


‘Çin’in tavrı süreci farklılaştırabilir’

■ Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan:

“Aslında sınırlandırılmış bir abluka söz konusu. Çünkü İran limanlarının izole edilmesi hedeflenirken, Tahran’a ücret ödememiş gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin veriliyor. Eğer başka bir devlet veya devletler grubu, daha güçlü bir donanmayla ablukayı delerse, ablukanın anlamı ortadan kalkar. Savaş ortamında İran’ı izole ederek hem ekonomisini zayıflatmak hem de Hürmüz üzerinden siyasi bir mesaj vermek istiyorlar. Aynı zamanda limanlara erişimi kısıtlayarak İran’ın tedarik edebileceği savunma sistemlerini engellemeyi amaçlıyorlar. Şu an hava üstünlüğü ABD ve İsrail’de. Fakat Çin açık bir tavır alırsa, süreç farklı bir boyuta taşınabilir. Rusya ise, Hazar Denizi üzerinden bir koridor açarsa, ablukanın bu hatta zayıflaması mümkün.

Çin ve Rusya’ya etkisi

Hazar kapalı bir deniz olduğundan, ABD’nin doğrudan müdahalesi zor. Ancak İsrail’in bölgedeki bazı limanlara ve deniz unsurlarına hava saldırıları düzenlediğini biliyoruz. Yine de İsrail uçaklarının Hazar’a kadar ulaştığında menzil nedeniyle sınırlı mühimmat taşıyabildiği ve hedef üzerinde uzun süre kalamadığı bir gerçek. Bu yüzden ablukanın Hürmüz, Körfez ve Hint Okyanusu hattında daha etkili olması mümkün.

Hazar, Rusya’nın “Kuzey-Güney Koridoru” kapsamında sıcak denizlere ulaşması açısından kritik bir hat... Eğer ABD, ablukayı etkin şekilde uygularsa, yalnızca İran’ı değil, Rusya’yı da sınırlamış olur. Çin, Rusya ve Orta Asya’dan enerji alabildiği için Batı kadar etkilenmiyor. Ancak iki önemli kaynak Çin için sorunlu hale geldi: Venezuela ve İran. Venezuela petrolüne erişim zaten ABD baskısı nedeniyle zorlaşmıştı. İran ise Çin’in en büyük tedarikçilerinden. Bu abluka, Çin’in çıkarlarını da etkileyebilir.

Öte yandan İran’ın elinde bulunan, tersine mühendislikle üretilmiş insansız deniz araçları ve yaklaşık 300 km menzilli kıyı savunma füzeleri, ablukayı zorlayabilir. Bu sistemler özellikle Körfez’de ciddi tehdit oluşturur. Ancak bu tür sistemlerin etkin kullanılabilmesi için uydu destekli istihbarat gerekir. Bu da ancak Çin veya Rusya tarafından sağlanabilir.

69dd756367203389c5c3877b.jpg


Kamuoyunu ikna için saldırabilir...

■ Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Hüsamettin İnaç:

“Hürmüz Boğazı’nın kontrol altına alınması söz konusu olursa, akabinde bir kara operasyonu dahil ciddi hazırlık içerisinde olunduğunu biliyoruz... Daha çok zorlayıcı diplomasi örneğinin işletilmeye çalışıldığı görülüyor...

İslamabad’da başlayan müzakere sürecinin bittiği kanaatinde değilim. İran’ı daha büyük tavize zorlamak için abluka kararının baskı unsuru olarak kullanıldığını düşünüyorum... En büyük sıkıntı, tarafların birbirine güvensizliği. Bu noktada yeni bir saldırının başlaması, taraflar arasındaki güveni daha da sarsar. Pandoranın kutusundan neyin çıkacağını bilemeyiz. Şiddetin tırmanması durumunda, süreç tamamen kontrol dışına çıkabilir. Bu ihtimalin masada olduğunu düşünmekle beraber, ateşkesi sürdürme tarafı daha ağır basıyor. Trump’ın da baskı altında olduğunu bilmek lazım. Kendi kamuoyunu ikna adına, göstermelik de olsa bir bombalama ya da kısmi operasyonla ‘İstediğimizi aldık’ mesajı verme girişiminde bulunabilir. Ama bunun nereye kadar ilerleyebileceği, İran’ın buna karşılık verip vermeyeceği ciddi bir risk. ABD’nin, temkinli ve ihtiyatlı davranacağını düşünüyorum.”

69dd756367203389c5c3877d.jpg


‘Çatışmanın artma ihtimali yüksek’

■ İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural:

“Diplomasinin denenmiş olması, önemliydi. Fakat taraflar arasında eskisinden daha derin bir güvensizlik var. 40 günü aşkın süredir devam eden savaşın, küresel anlamda sürdürülemeyeceği gerçeğinden hareketle yeniden bir konuşma zemini denenebilir. Tarafların bu noktada esnemesi gerekiyor. Kesin kabul edilemez denilen maddeler bile yeniden konuşulabilir hale gelmeli. Ancak Hürmüz, İran için bir koza dönüşmüşken, bu durum ABD’yi baskılıyorken, İran’ın kendi sularına bu kadar yakın yerde Amerika’nın söz hakkı olması teklifini kabulü mümkün değil... Hürmüz meselesi, başta Körfez ülkeleri olmak üzere küresel ticareti, finans piyasalarını ve enerji sektörünü etkiledi. Aynı zamanda ABD Başkanı üzerinde de ciddi baskı oluşturdu ve küresel ölçekte eleştirilere neden oldu. Bu nedenle sıcak çatışmanın yeniden artma ihtimali yüksek. İsrail’in söylemlerine bakıldığında da ‘Elimiz tetikte’ yaklaşımı görülüyor ve stratejik hedeflerinin henüz gerçekleşmediği anlaşılıyor. İran tarafında ise savaşın toplum içinde bir konsolidasyon yarattığı görülüyor. Dolayısıyla İran’ı masada zorlamak için sivil ve stratejik hedeflere yeni saldırılar ihtimali gündeme gelebilir.
 
Geri
Üst